Kültürel Mirasta Erişilebilirlik İçin Yeni Bir Bilimsel Rehber Yayımlandı
TÜBA’nın yayımladığı yeni eser, kültürel mirasta kapsayıcılığın fiziksel erişimin ötesine geçmesi gerektiğini bilimsel örneklerle ortaya koyuyor.
Haber Merkezi 2 dk

TÜBA tarafından yayımlanan “iNCLUSION in the Cultural Heritage Sector” başlıklı eser, kültürel mirasın herkes için erişilebilir ve katılıma açık hâle getirilmesine yönelik bilimsel yaklaşımları ve uygulama modellerini bir araya getiriyor. Eser, TÜBA Başkanı Prof. Dr. Muzaffer Şeker ile Doç. Dr. Kevser Çınar’ın editörlüğünde hazırlandı.
Kitap, kapsayıcılığı yalnızca fiziksel erişim koşullarıyla sınırlamıyor. Engelli bireylerin ve kültürel yaşama katılımda güçlük yaşayan grupların deneyimleri, temsili ve karar alma süreçleri de çalışmanın merkezinde yer alıyor. Müze yöneticilerinden mimarlara, eğitimcilerden kamu politikaları uzmanlarına kadar geniş bir kesim için başvuru kaynağı niteliği taşıyor.
Teori ve Uygulama Bir Arada
Avrupa Birliği Erasmus+ programı tarafından ortak finanse edilen iNCLUSION projesinin bilimsel çıktıları arasında yer alan çalışma, yükseköğretim öğrencilerinin engelli bireylere yönelik dönüştürücü kültürel deneyimler oluşturma kapasitelerini geliştirmeyi hedefliyor. Literatür incelemeleri, kurumsal deneyimler ve saha çalışmalarına dayanan değerlendirmeler, kuramsal tartışmalarla birlikte sunuluyor.
Eserde kültürel miras turizminde erişilebilirlik, teknolojinin kapsayıcı deneyimlerdeki rolü, kültür kurumlarında katılım ve kapsayıcı eğitim gibi başlıklar ele alınıyor. Görme engelli bireyler için dokunsal sergilerden çok duyulu müze tasarımına kadar farklı uygulamalar inceleniyor.
Erişim Tek Başına Yeterli Değil
Prof. Dr. Muzaffer Şeker, sunuş yazısında kültürel mirası ortak hafızanın ve toplumsal katılımın alanı olarak tanımlıyor. Doç. Dr. Kevser Çınar ise önsözünde, müzeye girebilmenin ya da dijital içeriğe ulaşabilmenin, kişinin kültürel anlatılarda temsil edildiği anlamına gelmediğini belirtiyor.
Çınar, yapay zekâ, sanal gerçeklik, podcast ve çok duyulu arayüzlerin erişimi genişletebileceğini, ancak teknolojinin kendiliğinden kapsayıcı olmadığını vurguluyor. Uygulamaların değerinin, nasıl tasarlandıklarına ve kullanıcıların geliştirme süreçlerine katılıp katılmadıklarına bağlı olduğu ifade ediliyor.







